Sunday, April 21, 2013

Do you see the pattern?


Stratejik bir oyun olarak FUTBOL:                                                                        

Malum satirlar yazilirken, kagit ustunde favori Turkiye, favori olmayan Ukrayna’ya oyle kimseye pek maazaret payi birakmayacak net bir bicimde yenildi. Yenmek yenilmek futbolun icinde de benim anlayamadigim futbolumuzda kosebasini tutmuslarin uzunca bir suredir tutturduklari ve basinin da yardimi ile bize yutturduklari oyun. Bu oyunun aktorleri o kadar sisirildiler ki, hicbirimiz futbola baska bir pencereden bakamaz olduk.

Cok boyutlu bir oyun olan futbolu bir “korkak-cesur” cizgisine indirgeyecek kadar “sig” olan bu anlayis adeta hepimizi esir aldi..Oyleki, galibiyetleri “onemsiz”, atilan golleri “yetersiz”, oynanan futbolu “cirkin” bulmaya basladik. Milli takimimiz dunya ucuncusu, ligimiz de ucuncunun ligi idi ya, klup duzeyinde olsun, milli takim duzeyinde olsun, artik her onumuze geleni evire cevire yenmeli, hatta 90 dakika domine etmeliydik. Bundan asagisina “korkak futbol” damgasini yapistiriverir olduk.

Basinda hepimizce bilinen futbol yazarlarin basini cektigi bir grup kendi populizmleri adina, bu anlayisi pek sasali bir terim olan “hucum futbolu” adi altinda oyle bir pazarladilar ki, uc buyuklerden biriyle birlikte, milli takimin da basina, “cesur” teknik direktorler geldi..Bu cesur adamlar, hangi rakiple ne duzeyde oynadiklarina bakmadan sahaya 4-5 hucum oyuncusu surmekle mac kazanilir sandilar, hala saniyorlar.

Tolga Kurtoglu, soccer

Oysa, EURO 2004’de ornegin Cek milli takiminin tek forvetli dizilis ile sahaya cikmasina ragmen en cok gol atan takimlardan biri oldugunu nedense cozumlemediler. Yada Avrupa sampiyonasi, dunya kupasi elemeleri/finalleri, SL, UEFA kupasi gibi futbolun ust duzeyde oynandigi organizasyonlarda takimlar arasi farkin giderek kapandigini ve artik “ekol” oldugu kabul edilen takimlarin bile tum rakiplerine karsi sahada dominant olmaya yonelik taktiklere yanasmadigini gormezden geldiler. Tum bu organizasyonlarda basari yolunda “strateji”nin artan onemini hice saydilar. Kendi taktigini rakibe gore ayarlayabilmeyi, “verimliligi” arttirmayi, futbola “akilla” hukmetmeyi “kompleksli” buldular. Hatta, daha da ileri giderek kendi topraklarinda futbola “stratejist” olarak bakabilen yegane adami virus yaymakla sucladilar.

“Akilsizlikla” her karsi karsiya gelisinde kazanan “akil” olmustur. Futbol da bunun istisnasi degildir. Kanit isteyenler, o uc buyuklerden birinin ve milli takimin siralamalardaki bugunku konumuna, ve az once bitten milli macin kagit ustunde ve sahadaki galibine baksinlar.

Yorumlarinizi beklerim,

No comments:

Post a Comment